Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonrasında, kapıların kapanması nedeniyle içeri alınmayan ve saniyelerle sınavı kaçıran adayların durumları sosyal medyada yeniden büyük bir tartışma başlattı. Kamuoyunda, mağduriyetlerin önüne geçilmesi amacıyla geç kalan öğrencilerin “ayrı bir yedek salonda sınava alınması” yönünde öneriler sunulurken, ÖSYM’nin bu konudaki katı duruşunun arkasındaki teknik ve hukuki gerekçeler netleşti. Geçmiş yıllarda Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından da tavsiye edilen bu formüle karşı ÖSYM, mevcut güvenlik protokollerinin korunmasının zorunlu olduğunu belirtiyor.
Güvenlik ve Kimlik Doğrulama Süreçleri Tehlikeye Giriyor
ÖSYM yetkililerinin değerlendirmelerine göre, sınav organizasyonunda her aday için isme ve fotoğrafa özel tek bir cevap kağıdı basılıyor. Geç kalan bir adayın planlanan salonunun dışına çıkarılarak başka bir sınıfa aktarılması, optik form ve kimlik eşleşmesi süreçlerini tamamen sekteye uğratıyor. Bu durumun, başkasının yerine sınava girme teşebbüsleri gibi ciddi usulsüzlüklere zemin hazırlayabileceği üzerinde duruluyor.
Koordineli Kopya ve Eş Değerlik Riski
Kurum, esnek bir salon uygulamasının kötüye kullanılabileceğine de dikkat çekiyor. Birbirini tanıyan adayların kasıtlı olarak geç kalıp aynı yedek salonda toplanabileceği ve bu durumun koordineli kopya organizasyonlarını tetikleyebileceği ifade ediliyor. Ayrıca geç kalanlara farklı bir zamanda ayrı bir test uygulanması fikri de soruların zorluk ve eş değerlik dengesini tam olarak sağlayamayacağı için kitlesel sıralama adaletini bozma riski taşıyor.
Sınav Adaleti ve Kaos Uyarısı
Milyonlarca adayın katıldığı böylesine büyük ölçekli sınavlarda kuralların esnetilmesinin kurumsal bir kaosa yol açacağını vurgulayan yetkililer, sınava zamanında gelen ve saatlerce bekleyen adayların haklarının korunması gerektiğinin altını çiziyor. Kuralların gevşetilmesi durumunda, vaktinde gelen öğrenciler nezdinde adaletsizlik algısı oluşacağı belirtilirken; sınav salonuna kabul edilmemenin bir ceza değil, kişisel ihmalin bir sonucu olduğu ve kitlesel eşitliği korumak adına kuralın tavizsiz uygulanmaya devam edeceği ifade ediliyor.
