Anayasa Mahkemesi (AYM), cinsiyet değişikliği operasyonları öncesinde mahkemeden izin alınmasını zorunlu kılan yasal düzenlemeye karşı yapılan iptal başvurusunu karara bağladı. Yüksek Mahkeme, söz konusu kuralın anayasaya aykırı olmadığına hükmederek itirazı reddetti.
Kritik hukuki süreç, Antalya 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen bir dava kapsamında, ilgili kanun maddesinin anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla AYM’ye taşınmasıyla başladı. Başvuru gerekçesinde, cinsiyet değişikliğine yargısal izin verilmesinin biyolojik farklılıkları ve bunun hukuki sonuçlarını etkilediği, askerlik hizmeti gibi cinsiyete dayalı yasal yükümlülükleri işlevsiz hale getirebileceği savunulmuştu. Ayrıca düzenlemenin, bireylerin cinsiyetlerine uygun olmayan işlerde çalıştırılamayacağına dair anayasal ilkelerle çeliştiği ileri sürülmüştü.
Yüksek Mahkeme’nin Hukuki Gerekçesi
İtirazı esastan inceleyen Anayasa Mahkesi, özel hayatın gizliliği ve bireyin kişisel bağımsızlığı kavramlarına vurgu yaptı. Mahkeme, özel hayata saygı hakkının, bireyin kişiliğini serbestçe geliştirmesi ve dış müdahalelerden uzak bir ortamda yaşayabilmesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti.
AYM kararında şu hukuki değerlendirmelere yer verildi:
Hak Sınırlaması ve Kanunilik: Cinsiyet değişikliğinin mahkeme iznine bağlanmasının, kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı ile özel hayatın gizliliği ilkesine bir sınırlama getirdiği kabul edilmiştir. Ancak bu sürecin kanunda hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde, açık ve net bir usulle tanımlanmış olması nedeniyle kuralın “belirli ve öngörülebilir” olduğu, dolayısıyla kanunilik şartını karşıladığı ifade edilmiştir.
Kamu Düzeni ve Birey Sağlığı: Türk Medeni Kanunu’nda yer alan bu prosedürün rastgele uygulanmadığı, belirli aşamalara tabi tutulduğu hatırlatılmıştır. Cinsiyet değiştirme sürecinin yargısal bir izin şartına bağlı kılınmasının, kamu düzeninin korunması ve bireyin kendi sağlığının güvenceye alınması amacını taşıdığı, bu yönüyle zorunlu bir toplumsal ihtiyaca hizmet ettiği vurgulanmıştır.
Yüksek Mahkeme, yasal mekanizmanın hem bireysel sağlığı hem de toplumsal düzeni dengelediği gerekçesiyle, mevcut yasa maddesinin yürürlükte kalmasına ve itirazın reddedilmesine oy birliğiyle karar verdi.
