Almanya Savunma Bakan Yardımcısı Nils Schmid, Avrupa’nın uzun menzilli füze kapasitesinde karşı karşıya kaldığı stratejik eksiklikleri kapatabilmek adına Türkiye ile savunma sanayisi alanında iş birliği yapmayı planladıklarını açıkladı. NATO Ankara Zirvesi ve zirve marjında düzenlenen Savunma Sanayii Forumu’nu değerlendiren Schmid, Türkiye’nin hem Karadeniz’in güvenliğinde hem de ittifakın güney kanadındaki istikrarın korunmasında vazgeçilmez bir askeri güç olduğunu vurguladı. Ortadoğu’daki son gelişmelerin bu kritik rolü daha da belirgin hale getirdiğini ifade eden Bakan Yardımcısı, Ankara Zirvesi’nin bu gerçekliği küresel ölçekte bir kez daha kanıtladığını belirtti.
Berlin’den Türk Füze Teknolojilerine Yakın Takip
Türkiye’nin yerli savunma sanayisinde, özellikle insansız hava araçları ve derin hassas vuruş sistemlerinde son yıllarda kaydettiği ilerlemenin Berlin tarafından dikkatle izlendiğini aktaran Schmid, Avrupa’nın caydırıcılık kapasitesini artırmak için çeşitli projelerin masada olduğunu söyledi. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius’un da işaret ettiği üzere Türkiye’den gelen teknolojik önerileri ve askeri fikirleri titizlikle incelediklerini belirten Schmid, Alman medyasında yer alan ve Berlin yönetiminin Türkiye üretimi YILDIRIMHAN ve TAYFUN füzeleriyle ilgilendiğine yönelik iddiaları resmi olarak doğruladı. Savunma kapasitelerindeki boşlukları en kısa sürede kapatmayı hedeflediklerini söyleyen Schmid, bu süreçte AB üyesi olmayan ancak NATO içinde yer alan Türkiye, İngiltere ve Norveç gibi ortakların sunacağı katkıların denklemin ayrılmaz bir parçası olduğunu dile getirdi.
Avrupalı Müttefiklerden Trump Yönetimine “Yük Paylaşımı” Mesajı
Ankara’daki zirvenin, ABD Başkanı Donald Trump’a Avrupalı müttefiklerin savunma harcamalarında artık daha fazla sorumluluk üstlendiğini göstermek açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirten Schmid, “Yük paylaşımı artık sadece bir söylem değil, fiilen uygulanan bir gerçeklik” dedi. Avrupalı ortakların savunma bütçelerini hızla artırdığını, müttefiklerin büyük kısmının yüzde 2’lik harcama eşiğini geçtiğini ve hedefin gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 3,5’ine çıkarılması yönünde ilerlediğini kaydetti. Almanya’nın da savunma harcamalarını ciddi ölçüde yükselttiğini ifade eden Schmid, yeni askeri hedeflere planlanan 2035 yılından çok daha önce, en geç 2029’da ulaşacaklarını duyurdu.
ABD Askerlerinin Çekilmesi Durumunda Yol Haritası Talebi
Trump yönetiminin Avrupa kıtasındaki Amerikan askeri varlığını azaltma niyetinin kendileri için şaşırtıcı olmadığını, önceki Washington yönetimlerinin de benzer sinyaller verdiğini hatırlatan Schmid, Avrupa’nın bu senaryoya hazırlıklı olduğunu ifade etti. Olası bir geri çekilme durumunda askeri ve personel açığının müttefikler arasında koordineli şekilde kapatılabileceğinden emin olduğunu söyleyen Schmid, “Önemli olan bu sürecin planlı yürütülmesidir. Eğer ABD kilit unsurlarını çekecekse, bunun takvimi ve kapsamı netleştirilmeli, Avrupalı müttefikler için somut bir yol haritası sunulmalıdır” diye konuştu. Rusya kaynaklı risklere karşı en geç 2029’a kadar güçlü bir caydırıcılık duvarı örmek istediklerini vurgulayan Schmid, NATO’nun transatlantik bağlarını koruyarak daha güçlü bir “Avrupalı” yapıya bürünmesi gerektiğinin altını çizdi.
