Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada, Cumhuriyet Halk Partisi bünyesinde yaşanan idari ve hukuki gelişmelere değinerek CHP lideri Özgür Özel’e yönelik dikkat çekici bir çağrıda bulundu. Bahçeli, muhalefet partisinde baş gösteren yönetim krizinin sokak siyasetiyle tırmandırılmaması gerektiğini belirterek tarafları sükunete davet etti.
Konuşmasının ilk bölümünde küresel ve bölgesel gelişmelere geniş yer ayıran MHP lideri, Türkiye’nin yakın coğrafyasında harlanan çatışma ortamının ve jeopolitik belirsizliklerin doğrudan milli güvenliği tehdit ettiğini vurguladı. Emperyalist güçlerin ve İsrail’in kaos politikalarının bölgedeki terör yapılarını birer piyon gibi sahneye sürdüğünü ifade eden Bahçeli, iç cephenin sağlam tutulmasının ve kardeşlik hukukunun tahkim edilmesinin hayati bir zorunluluk olduğunu dile getirdi. Terörün tamamen tasfiye edildiği bir Türkiye hedefinin milli bir duruş gerektirdiğini aktaran Bahçeli, dışarıdaki kaos girdabına karşı ülkenin birlik ve bütünlüğünün tavizsiz savunulacağını belirtti.
Konuşmasının devamında ana muhalefet partisindeki gelişmelere değinen Bahçeli, CHP’li yerel yönetimlerde uzun süredir biriken rüşvet, yolsuzluk ve görevi kötüye kullanma iddialarının artık genel merkez düzeyinde bir yönetim krizine dönüştüğünü savundu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bugün iki farklı merkeze, iki ayrı söyleme ve iki ayrı meşruiyet iddiasına bölündüğünü ifade eden MHP lideri, hukuki süreçlerin meydan okuyan bir üslupla gölgelenmesinin siyasi açıdan idari bir iflasın göstergesi olduğunu ileri sürdü.
Bu dağınık tablodan siyasi bir çıkar sağlama amacı gütmediklerini, gayelerinin siyaset kurumunun saygınlığını ve hukukun üstünlüğünü korumak olduğunu vurgulayan Bahçeli, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e seslenerek şu ifadeleri kullandı: “Bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve Sayın Özgür Özel’e düşen vazife, ateşe körükle gitmek değil, sağduyuyla hareket etmektir. Unutulmamalıdır ki keskin sirke küpüne zarar verir. CHP, kendi içindeki karmaşık uyuşmazlığı meydanların hararetine ve kalabalıkların gürültüsüne terk etmemelidir. Cumhuriyet ile yaşıt bir siyasi yapının kurumsal kimliğini sokak diline emanet etmek büyük bir yanılgı olacaktır.”
