Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, IMF-Dünya Bankası Bahar Toplantıları kapsamında düzenlenen “Parçalanan Bir Dünyada Ekonomik Entegrasyonun Geleceği” panelinde önemli açıklamalarda bulundu. Küresel ekonomik modelin jeopolitik gerilimler nedeniyle sarsıldığını belirten Şimşek, Türkiye’nin bu süreçte stratejik bir “risk azaltma ve üretim merkezi” olarak konumlandığını vurguladı.
Enerji Güvenliği ve Yeni Ticaret Koridorları
Türkiye’nin enerji arz güvenliğinde güçlü bir çeşitlendirme stratejisi izlediğini ifade eden Şimşek, LNG yatırımları ve geniş boru hattı ağı sayesinde dış şoklara karşı direncin arttığını belirtti. “Orta Koridor”un en verimli ticaret seçeneklerinden biri olduğunu hatırlatan Şimşek, Dünya Bankası ile imzalanan 8,1 milyar dolarlık finansman anlaşmasının, Asya’yı Avrupa’ya bağlayacak demir yolu projeleri için kritik önem taşıdığını kaydetti.
AB ile Entegrasyon ve “Friendshoring” Stratejisi
Gümrük Birliği’nin tarım, hizmetler ve kamu alımlarını kapsayacak şekilde güncellenmesi yönündeki beklentisini dile getiren Bakan Şimşek, Avrupa’daki siyasi dinamiklerin bu süreci yavaşlattığını belirtti. Şimşek, bu durumun Türkiye’yi Orta Asya, Orta Doğu ve Afrika gibi hızla büyüyen yakın coğrafyalara daha fazla odaklanmaya yönelttiğini, “dost ülkelerden tedarik” (friendshoring) yaklaşımının büyük bir alan sunduğunu ifade etti.
“Doğu ile Batı Arasında Tercih Yapmak Zorunda Değiliz”
Türkiye’nin Batı ile olan güçlü bağlarını korurken Doğu ve Afrika ile ilişkilerini geliştirmeye devam edeceğini vurgulayan Şimşek, “Bölgeler arasında tercih yapmak zorunda değiliz. 54 serbest ticaret anlaşmasına sahip bir ülke olarak riskleri azaltmaya ve fırsatları çeşitlendirmeye yatırım yapıyoruz” dedi.
Mali Disiplin ve Reform Vurgusu
Türkiye’nin mali alanının ve döviz rezervlerinin dış şokları göğüsleyebilecek kapasitede olduğunu belirten Şimşek, yeşil dönüşüm, nükleer enerji ve dijital altyapı yatırımlarının uzun vadeli dayanıklılık için öncelikli reform alanları olduğunu sözlerine ekledi.
