Türkiye’de her yıl binlerce vatandaş, gayrimenkul alım satım süreçlerinde gösterilen anlık ihmalkarlıklar ve dikkatsizlikler yüzünden telafisi imkansız mülkiyet kayıplarıyla karşı karşıya kalıyor. Sektör uzmanları, bürokratik işlemleri bir an önce tamamlamak amacıyla detayları incelenmeden alelacele atılan imzaların, yılların birikimi olan ev, arsa veya iş yerlerinin elden çıkmasına yol açabileceği konusunda kritik uyarılarda bulunuyor.
Resmi işlemlerde en sık yaşanan hukuki mağduriyetlerin odağında ada ve parsel numaralarındaki basamak hataları yer alıyor. Resmi evraklardaki tek bir rakam yanlışlığı, alıcının gerçekte beğendiği ve parasını ödediği taşınmaz yerine niteliksiz ya da tamamen farklı bir mülkü üzerine almasına neden olabiliyor. Bu tarz hatalar genellikle yıllar sonra fark edildiği için, hak sahiplerinin mülkiyetlerini geri alabilmeleri çok uzun, yıpratıcı ve yüksek maliyetli mahkeme süreçlerini beraberinde getiriyor.
Uzmanların özellikle altını çizdiği bir diğer tehlike unsuru ise sınırları ve yetki alanı net olarak çizilmemiş genel vekaletnameler. Ucu açık ve aşırı geniş yetkiler barındıran bu belgeler, kötü niyetli üçüncü şahısların eline geçtiğinde mülk sahibinin ruhu bile duymadan gizli satışlar yapılmasına zemin hazırlıyor.
Öte yandan, mülkiyet hırsızlığı sadece fiziki evraklarla da sınırlı kalmıyor; siber dolandırıcılık yöntemleri de son dönemde büyük artış gösteriyor. Vatandaşların cep telefonlarına “tapu harcı borcu”, “işlem harcı tahsilatı” veya “tapu randevu onayı” gibi yanıltıcı başlıklarla gönderilen sahte kısa mesajlar (SMS), kişileri sahte internet sitelerine yönlendiriyor. Bu oltalama sitelerine girilen e-Devlet şifreleri ve kimlik bilgileri, dolandırıcılar tarafından mülklerin yasa dışı yollarla devredilmesi amacıyla kullanılabiliyor.
