İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada gündemdeki başlıkları değerlendirdi. Konuşmasında 7-8 Temmuz tarihlerinde başkentte düzenlenecek olan NATO Liderler Zirvesi’ne değinen Dervişoğlu, Türkiye’nin jeopolitik konumu itibarıyla bu çapta bir organizasyona ev sahipliği yapabilecek güçte bir devlet olduğunu belirtti. Ancak zirve gerekçesiyle Ankara’da alınan yoğun güvenlik önlemlerini, yol kapatmalarını, kurum ve üniversitelerin tatil edilmesini eleştiren Dervişoğlu, büyük devlet olmanın sadece uluslararası toplantılar düzenlemekle değil, bu süreçleri vatandaşın onurunu ve günlük yaşamını gözeterek kurumsal ciddiyetle yönetmekle mümkün olacağını savundu. Alınan tedbirlerin esnaf üzerindeki ekonomik yükünü hafifletmek adına kanun teklifi verdiklerini açıklayan İYİ Parti lideri, bir zirve yapılıyor diye devletin kendi vatandaşına, akademisyenine veya gazetecisine yabancı muamelesi yapmaması gerektiğini ifade etti.
Eğitim politikalarına ve ekonomik göstergelere de değinen Dervişoğlu, öğrencilere sadece karne veya diploma vermenin yeterli olmadığını, gençlere özgüven, şahsiyet ve gelecek umudu aşılanması gerektiğini vurguladı. Bugün eğitimdeki temel sorunun sadece müfredat değil, çocukların okula aç gitmesi ve ailelerin maddi yükü taşıyamaması olduğunu söyledi. Sosyal medya üzerinden postmodern bir ayrışmanın körüklendiğini ifade eden Dervişoğlu, gençleri birbirine düşürmeyi amaçlayan bu tür kirli tezgahlara müsaade etmeyeceklerini belirtti.
Ekonomik verilere dair eleştirilerini de sıralayan Dervişoğlu; açlık, yoksulluk ve yaşam maliyeti sınırlarının hızla yükseldiğini, buna karşın uygulanan politikaların dar gelirliyi, emekliyi, asgari ücretliyi ve çiftçiyi otomatik olarak borçlanmaya ve yoksullaşmaya ittiğini savundu. Sanayicinin yüksek faiz altında ezildiğini, ihracatçının pazar kaybettiğini ve dış ticaret açığının azalmadığını dile getiren İYİ Parti lideri, üretimi artırmadan ve israfı bitirmeden enflasyonla gerçek bir mücadele yürütülemeyeceğini kaydetti. Ayrıca gıda güvenliğinin bir milli güvenlik meselesi olduğunu hatırlatarak çiftçinin ithalat politikalarıyla zarara uğratıldığını sözlerine ekledi. Konuşmasının son bölümünde terörle mücadeleye ve “terörsüz Türkiye” başlığı altındaki tartışmalara değinen Dervişoğlu, TBMM’nin herhangi bir silahlı yapının taleplerini karşılamak adına yasa çıkaran bir kurum olamayacağını ve PKK’nın düşmanlık faaliyetlerinden vazgeçmediğini belirterek sözlerini tamamladı.
